Ergenekon Operasyonunun perde arkasını deşifre ediyorum Ramazan BURSA
Tarih: 28 Mart 2008 Cuma
Gladio’nun anlamı artık iyice belirlendi. Türkçe karşılığı silahşor olabilir. Adına ne derseniz deyin, olay İtalya’da patlak verdiği ve oradaki gizli örgütünde adı Gladio olduğu için, Gladio tüm dünyada bütün örgütlerin simgesel adı oldu. Gerçekte NATO’ya bağlı ülkeler ve hatta NATO dışı ülkelerde (Avusturya, İsviçre ve İsveç gibi) gayri nizami harp daha doğrusu kural dışı savaş yapmak üzere yer üstü ve yar altı örgütler kurulmuştur. ABD tarafından teorisi üretilen ve NATO’ya bağlı olduğu söylenen bu yer altı örgütlerinden İtalya da ortaya çıkarılanın adı Gladio dur.
İkinci dünya savaşı sonrası dünya soğuk savaş dönemine girdi. Bu dönem bazı kavram ve örgütlenmeleri de beraberinde getirdi. Bu kavramlardan biride özel savaştır.Bu savaşta kendi arasında bölümlere ayrılmaktadır.Bu bölümlerden birine gayri nizamı harp(kural dışı savaş) denilmektedir..Gayri nizami harp in yürütülmesi içinde yer üstü birliklerine ve yer altı birliklerine gereksinim vardır.
İşte İtalya’daki Gladio bu yer altı birliklerinin adıdır. Bizde bir türlü adı konulamayan ama halkın kontrgerilla diye adlandırdığı yer altı örgütü,özel harp dairesi bünyesi ve genellikle paramilli bir güçtür. Yada yetkili kişilerin deyimi ile vatansever kişilerden oluşan bir örgüttür.
Türkiye de Gladio’nun karşıtı olan yer altı örgütün yasalar içinde faaliyetlerini sürdürüp sürdürmediğini anlamak saptamak için 12 mart 1971 askeri darbesinden günümüze kadar cereyan eden ve failleri bir türlü bulunamayan tüm siyasi cinayetlerle toplumsal kışkırtıcılık olaylarının,kitlesel katliamların ve terör olaylarının ardındaki gerçeklerin bir meclis araştırması ile aydınlığa kavuşturulması gerektiğini düşünüyorum..
Gladio türü örgütlerin bulunduğu tüm NATO ülkeleri ile bazı Avrupa ülkelerinde siyasal cinayetler, sabotajlar ve terör olayları gerçekleşiyorsa ve bu olayların suçluları yakalanamıyorsa, kuşkuların bu tip örgütler üzerinde yoğunlaşmasından daha doğal bir tavır düşünülemez. Hele Gladio olaylarının gerçekleri karşısında…
İtalya da kuşkulu tüm terör ve cinayet olaylarının ardındaki gücün CIA tarafından örgütlenmiş Gladio kod adlı yer altı örgütü savcı Felice Gasson tarafından ortaya çıkarılınca, skandala dönüşen olay tüm NATO ülkeleri ile bazı Avrupa ülkelerine yansıdı. Bu nedenle 1990 yılının kasım ve aralık aylarında manşetlerde kaldı.
Emekli kurmay yarbay Talat Turhan ‘’İtalya da Gladio adıyla ortaya çıkarılan gizli NATO örgütünün Türkiye deki adını ‘Özel harp dairesi’ olduğunu ileri sürdü. Turhan a göre örgüt Türkiye’nin NATO’ya girmesinden sonra ‘seferberlik tetkik kurulu’ adıyla kuruldu.ve sonradan özel harp dairesi adını aldı. Yirmi yıldır terör ve istihbarat konularında yaptığı çalışmalar ve kitaplarıyla tanına Turhan ‘’Resmi talimat namesine göre sabotaj adam öldürmeye kadar her türlü kanunsuz iş yapma hakkı tanınan örgütün, bu faaliyetlerinden dolayı kanunlara bağlı olmadığını iddia etti.’’
Peki bu örgüt ne yapar? Bu örgüt devletin içinde fakat devletin bilgisi ve denetiminin dışında . Söz konusu örgüt gerilla ve kontrgerilla savaşları için ve her türlü yer altı faaliyetleri için planlar yapar ve insanlar yetiştirir. Gizlilik içinde çalışır ,demokratik hukuk dışındadır.12 mart döneminde sözü çok geçen ve ‘KONTRGERİLLA’’ denen kimselerin bu örgüte bağlı olma olasılığı yüksektir.
Bu örgütte görev almış, yönetici olarak çalışmış kimselerden bazılarının emekli olduktan sonrada bilgileri ve yetiştirdikleri elemanları da, siyasal nitelikteki eylemler için kullandıklarını gösteren belirtiler vardır.
Devletten uzun süre gizli tutulan özel harp dairesi yasalar ve anayasaya aykırı olarak devleti yönetenlerden gizli tutuluyor. Bu örgütün birde sivil uzantısı var.Bu örgüte bağlı olarak bazı sivil vatandaşların isimleri gizli tutuluyor ve emirlerinde gizli silah depoları var. Örgütün parası uzun süre Amerika dan gelmiş.
Türkiye de kontrgerillanın merkezi olarak biline özel harp dairesi 1965 yılında kurulduktan sonra, uzun yıllar Amerikan yardım heyeti(jussmat) ile aynı binada faaliyet gösterdi.
Amerikan emparyalisstleri kontrgerillaları eğittiklerini ve denetlediklerini kamuoyundan gizleme ihtiyacı bile duymadılar.Kontrgerillacıların ceplerinde el kitabı olarak gezdirdikleri amerikan ordusuna ait bir belgede, talimat niteliğinde şu sözler dahi yer almaktadır “Kendi personelimizi ve yardım ettiğimiz ülkelerin personelini yetiştirmek için bir eğitim sistemine ihtiyacımız vardır, NATO müttefiklerimizle müştereken komünist tecavüzüne maruz memleketlerde, memleketimizdeki benzer enstitüler veya özel harp kolejleri kurulmalıdır”.
Amerika 1963-1964 yıllarında itibaren yabancı ülkelerindeki kontrgerilla eğitimine ve örgütlenmesinde hız verdi. Amerika’ya bağımlı ülkelerden çok sayıda subay ve güvenlik görevlisi Amerika da çeşitli okullarında eğitim gördü. Ayrıca Amerikalı uzmanlar da bu ülkede yerli personelin eğitimine giriştiler. Amerikan gizli haber alma sevisi(CIA) kontrgerillacıların eğitiminde ve örgütlenmesinde en önemli rolü oyandı.
Bahsettiğimiz bu gizli örgütün dosyası hayli kabarık. Artan faili meçhul cinayetler şubat 1993 yılında bir gurup SHP’li milletvekilini harekete geçirmiş ve kontrgerillaların araştırılması için TBMM başkanlığına önerge vermişleridir. Kontrgerilla önergesini veren SHP milletvekili Celal Kürkoğlu böyle bir girişime ihtiyaç duyduğunu şöyle anlatıyor.
“Türkiye de 1947 den sonra tüm NATO ülkelerinde olduğu gibi komünist tehlikeye karşı yeraltında çalışmak üzere bir örgüt kuruldu. Bu örgütün o zamanki adı seferberlik tetkik kurulu idi.. Daha sonra özel harp dairesi oldu şimdiki adı ise, özel kuvvetler komutanlığı. Bir harp durumunda direniş amaçlı kurulan bir birimi kimse inkar etmiyor. Ancak iddia konusu olan birim özel harp dairesi değil. Özel harp dairesinin illegal biri biçimde bazı terör olaylarına karıştığıdır. Örneğin 1992 yılında 1041 olay var. Gözaltında kayıp ,intihar denilen faili meçhul kurbanı 1041 kişi. Ben bir parlamento üyesi olarak 1041 cinayetin faili bulunamıyorsa parlamentonun buna kayıtsız kaldığına inanamıyorum.”
Ülkemizde amerikanın kurduğu, kullandığı bir örgütün varlığından bahsediyoruz cinayetler işleyen, siyasi suikastlar yapan, toplumsal kargaşalar meydana getiren olayları organize eden darbeler yapan veya hazırlayan derin, tehlikeli ipleri dışarıda bir komünist yapı.
Her alanda bağlıları olan (asker,bürokrasi,emniyet mensubu,mit mensubu, sağcı, Solcu veya muhafazakar gözüken gazeteci,yazar akademisyen ,siyasetçi,iş adamı) devletin başındakilerin dahi hesap sormaya cesaret edemediği bir örgüt. Düşünebiliyor musunuz ortada illegal eylemler yapan bir örgüt var ve devlet bunlardan hesap soramıyor.
Peki neden bu örgüte hesap sorulamıyor? Çünkü cumhurbaşkanından başbakanına kadar herkese bir takım görevler yüklemiş bu örgüt.
Bu bilgiler ışığında bu günlerde oynanan Ergenekon oyununun perdesini aralayalım. Ergenekon soruşturması çerçevesinde göz altına alınan elli’ye yakın kişi var. Bunları ideolojik olarak değerlendirdiğimizde birbiriyle çelişen bir yapının varlığını görürüz. Yani oyun büyük, perde arkası da zifiri karanlık.
Peki neden bir anda Ergenekon operasyonu başladı? Çünkü gerçek Gladio Papaz Santaro, Hrant Dink, Malatya’da ki kitap evi ve Danıştay katliamlarıyla ortamı çok gerdi. Kendi inançları doğrultusunda bir dünya imparatorluğu kurmak için çalışan şer odaklarının Türkiye’de ki derin gücü (Gladio) ortamı çok karıştırdı. Vatanına, bayrağına, tarihine, mukaddesatına bağlı Milli Derin Devlet tarafından deşifre edilme çalışmaları başlamış ve deşifre olmaya an kalmıştı. İşte bunun üzerine, deşifre olmamak için gerçek Gladio mensubu olan asker, bürokrasi, emniyet mensubu, mit mensubu, sağcı, Solcu veya muhafazakar gözüken gazeteci, yazar akademisyen, siyasetçi,iş adamı Ergenekon oyununu oynamaya başladı.
Ergenekon isimli bir örgüt yok mudur? Elbette vardır. Ama gerçek Gladio değil, Gladio’nun emrinde olan onlarca örgütte sadece biridir.
Açıkça söylüyorum, Ergenekon operasyonu gerçek Gladio’yu çökertme çalışması değil, onun deşifre olmasını engelleme, çalışmalarının devamını sağlama ve yok olmasını engelleme çalışmasıdır.
Ergenekon operasyonunun odağı, Perinçek ve ekibinin gözaltına alınması münasebetiyle İşçi Partisi olmuştur. İşçi Partisi ise medyaya verdiği beyanlarla, görsel ve yazılı basınlarının yayınlarıyla Amerikan karşıtı bir tavır sergiliyor.
Perinçek ve ekibi Cengiz Çandar ve Hadi Uluengin’i CIA ajanı olmakla suçluyor. İşin hakikatine baktığımızda bu iki isim bir zamanlar Perinçek’in Aydınlık Dergisindeydi. İstihbarat tarihimizde, MİT, bugüne kadar iki CIA ajanı yakalayabildi. Tesadüfe bakın, ikisi de Aydınlık Dergisi mensubu çıktı. Bu iki CIA ajanının ikisi de Kurmay Albay ve MİT personeli. Turan Çağlar ve Sabahattin Savaşman. Bu iki isim Aydınlık Dergisinin haber kaynağıydı. Hatta Turan Çağlar doğrudan Aydınlık Dergisinin maaşlı elemanıydı.
Diğer dikkat çekici husus ise, CIA ajanı olarak afişe ettikleri Kemal Ilıcak’ın Tercüman tesislerinde Aydınlık Dergisini bastırmaları. Ilıcak bunu ABD Büyükelçisinin ricasıyla yaptı iddiası ise cabası. Aydınlıkçıların savunmalarını kitaplaştıran Sabahattin Savaşman’ın aynı zamanda İngiliz MI6’ya da çalışması olayın derinliğini gözler önüne seriyor.
Şimdi size soruyorum; CIA’nın her sözünü yerine getiren, bütün fiilleriyle sadakatini ispat eden, bir ekip CIA’nın kontrolünde olan gerçek Gladio’nun deşifre olmaması için başlatılan Ergenekon operasyonunda neden göz altına alındı? Doğu Perinçek ve ekibinin göz altına alınması Perinçek ve ekibini aklamak ve hapishanede özel bilgiler aktarmak için olmasın? Bunu zaman gösterecek.
Şunu ifade edeyim ki; Ülkemizde laikliğin tehlikede olduğu doğrudur. Ancak laikliği tehdit eden ne İslam nede Müslümanlardır. Laik yapıyı tehdit eden komünist derin örgüt ve misyonerliktir.
Hepimiz Papaz Santaro, Hrant Dink, ve Malatya’da ki kitap evi katliamlarını yaşadık. Bu olaylar içinde beni en çok üzen kitap evi katliamı olmuştur. Çünkü katledilenlerden Necati Aydın’ı çok yakın tanırdım. Onla yaşadıklarımızı ve onu sizlere uzun uzun anlatacak değilim. Ancak misyonerliğin tehlike ve tehdit unsuru bir hal aldığını gösterebilmek için Necati ile alakalı birkaç özel bilgimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Necati Aydın Rize’de iken dinine bağlı bir arkadaşımızdı. İslam dinine sıkı sıkıya bağlıydı. Dini yaşantısında o kadar hassastı ki kazaya kalan namazlarını not alır daha sonra müsait olduğunda kılardı. Sonra ne olduysa Necati Hıristiyan olmuş. Bir insanın dinini iyi bilmesi dininde ölene kadar kalması için yeterli olmuyor. Çünkü Necati ekonomik sıkıntıları olan bir arkadaşımızdı. Ve dinini ekonomik gelir için değiştirdi. Bilmem tehlikeyi ve tehdidi anlatabildim mi?
Ramazan BURSA bursaramazan@hotmail.com
Bu köşe yazısı 267 defa okundu. Toplam 1464 kelime
[ Geri Dön: Ramazan BURSA ] - [ Yazarlar İndeksi ] |