HES yapmayın demek çevrecilikle bağdaşır mı? Deniz VARLI
Tarih: 10 Temmuz 2008 Perşembe
Dünya küresel ısınmanın kıskacı altında, tükenişe doğru gidiyor. Bunun başlıca nedeni petrol, doğal gaz, kömür, linyit gibi fosil yakıtların yoğun olarak kullanılması. Bilim adamları ile Greenpeace ve TEMA Vakfı gibi çevre konusunda referans kuruluşların görüşleri bu yönde. Bu kuruluşların dünyanın geleceğine ilişkin somut çözüm önerisi ise fosil yakıtların kullanımına sınırlama getirilerek, bunun yerine hidroelektrik, güneş, rüzgar, jeotermal ve biyokütle gibi yenilenebilir kaynaklardan enerji ihtiyacının karşılanması.
İşte bu gerçekten hareketle YEK yasası çıkarıldı. Buna göre enerji ihtiyacımızın bir bölümü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanacak. Tam da bilim adamlarının, gerçek anlamda ve bağımsız çevre örgütlerinin istediği şekilde… Böylece jeostratejik bakımdan önem taşıyan yerli kaynaklarımızdan enerji üreteceğiz, enerjide dışa bağımlılığımız azalacak, kalkınmanın anahtarını nisbeten elimize almış olacağız. Üstelik çevreyi korumuş olarak... Nereden bakarsanız bakın, olumsuz bir tek şey yok bunda. Çevreye, insana, ülke ekonomisine yüzde yüz katkı sağlayan her yönüyle doğru bir girişim. “Su akar, Türk bakar” özdeyişiyle anlatılan işin ekonomik tarafı bir yana, her yıl kontrol edemediğimiz sudan dolayı taşkınlar ve heyelanlar yaşanıyor, onlarca insanımızı kaybediyoruz. “Su akıyor, Türk ölüyor” denilecek yakında.
Temelde bu milletin derdiyle dertlenemeyen, sırça köşklerinden manipülasyon tezgahlayan bir takım zevat var ki bunlar, su kontrol edilemediği için insanımızın ölümünden hiç rahatsızlık duymuyor da, sudan elektrik üretelim dendiğinde bangır bangır bağırmaya başlıyor. Bu ülkenin, bu milletin yararına olan bir adım atıldığında otomatik bir karşı çıkma mekanizması hemencecik devreye giriyor. Üstelik bu kez HES örneğinde olduğu gibi, çevreci kisvesine bürünüp, çevre düşmanlığı yapabilecek kadar gözü dönmüş olarak. Bunun dışarıdan kurgulandığı açık. Sesi duyulanlar ise, dışarıdan kurgulanıp yönetilen bu filmin azgın azınlık boyutunda kalan yalnızca figüranları aslında. Neyin karşılığı olarak bu figüranlığın yapıldığı ise şu an karanlıktadır.
Peki kimdir bu figüranlar? Milletin refaha kavuşması için bugüne kadar hiçbir eylem içinde görülmemiş olan bu zevat, yatırım düşmanı ve kalkınma karşıtı olan tuzu kurulardır. Bunlar çevreciliği bir söylem olarak kullanıp çevre düşmanlığı yapanlardır. Sade ve iyi niyetli vatandaşlarımızı çevre duyarlılığı gibi hassas ve kimsenin reddedemeyeceği bir değer üzerinden etkilemeye, kandırmaya, karanlık eylemlerine alet etmeye çalışanlardır. Sürdürülebilir kalkınma için çalışmak ve üretmek yerine, milletin yoksulluğu üzerinden kendilerine paye edinmeye çabalayanlardır. Bunlar yakayı Bergama’da olduğu gibi Rize’de de ele vereceklerdir kuşkusuz. Malum yalancının mumu fazla yanmıyor.
Çevrecilik iyi ahlâk sahibi her insanda bulunması gereken güzel bir haslettir. Ve bu ahlâka sahip olanlar şunu söylüyor; “Lütfen petrolü, kömürü, gazı daha az kullanalım. Bunun yerine HES yapalım, jeotermal enerjiden yararlanalım, rüzgar santralleri kuralım, güneş pili, biyogaz, biyodizel üretelim”
Deniz VARLI deniz2402@hotmail.com
Bu köşe yazısı 640 defa okundu. Toplam 387 kelime
[ Geri Dön: Deniz VARLI ] - [ Yazarlar İndeksi ] |